Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü yapar.

26 Aralık 2018 36 0

Merhaba ebilisim okurları. Bu haftaki yazım geçen haftalarda yazdığım ve özellikle gençler üzerinde risk teşkil ettiğini ifade ettiğim akıllı telefon bağımlılığı ile alakalı.

Fakat bu sefer tehlike artık gençler üzerinden çocuklara doğru kaymaktadır. Ben de bunun üzerine bir yazı yazmak istedim. İsterseniz başlayalım. Geçen Salı günü üniversitede bir sınavda gözetmenlik görevimi yaparken meslektaşım olan diğer gözetmen arkadaş bana bir haber gösterdi.

CNN Türk Sağlık haberleri bölümünde çıkan haberin içeriği şöyle efendim: ‘Cep telefonu bağımlılığı 3 yaşına kadar düştü’. Bu haberi görünce akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal medyanın olumsuz etkilerini araştıran biri olarak daha da düşünceli bir hale büründüm. Nasıl oldu da akıllı telefon bağımlılığı bu yaşlara kadar gelebildi? Bu yazımda da bunu irdelemek istedim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki tütün mamullerinin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri bilinmekte fakat akıllı telefon bağımlılığının etkilerinin uzun vadede insanlar üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olacağı daha bilinmemektedir. Ama bilinen olumsuz etkileri; depresyon, kaygı bozukluğu, göz problemleri, bel, boyun duruş bozuklukları ve uyku problemleri olarak alanyazında geçmektedir.

Fakat uzun vadede daha olumsuz sonuçlar doğurabileceği görüşünde olan bilim adamları da bulunmaktadır. Şimdi gelelim çocuklara kadar inen bu akıllı telefon bağımlılığı nasıl gelişiyor? Burada anne-babaların gerçekten çok büyük hataları bulunmaktadır.

Çocuk ağlamasın diye eline verdikleri akıllı telefon ve tablet bilgisayarlar, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine olumsuz etki etmektedir. Fiziksel olarak ekran süresinin artması ve uzun süreler çocuğun elektronik alete maruz kalması yüzünden beyin hücreleri olumsuz etkilenmektedir ve ileriki yaşlarda özellikle ergenlik döneminde bu durumun uyku problemleri, dikkat eksikliği ve baş ağrısı gibi olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Hollanda’da ergenler üzerine yapılan çalışmada çocuklar arasında akıllı telefon kullanımı arttıkça uyku bozukluğu, konsantrasyon eksikliği ve baş ağrısı sorunlarının arttığı belirtilmektedir. Ruhsal açıdan ve kişilik gelişmesi açısından incelendiğinde, çocuklara ödül olarak ya da ağlamasın diye ve özelikle yemek yesin(bunu tecrübelerimden edindim. Çünkü “Tablet olmadan çocuğum yemek yemiyor” cümlesini çok duyar oldum) diye verilen akıllı telefonlar çocukların hayal dünyalarını kısıtlayarak, yaratıcılıklarını neredeyse engellemektedir.

Ayrıca 0-6 yaş arasında bir çocuğun kişiliğinin %80’inin geliştiği bilinmekte bu süreçte yaşanan olumsuz durumların çocuğun kişiliğinin gelişmesinde problemleri beraberinde getirdiği gözlemlenmektedir. Peki, bu kadar olumsuzluk tablosu içerisinde neden çocuklara bu akıllı telefonlar veriliyor ve çocuklar uzun süre ekrana maruz kalıyorlar. Burada rol model olma açısından anne ve babalar çok önemli bir konumda.

Çünkü çocuk söyleneni değil, gördüğünü yapar. Ben bu olayı şuna benzetiyorum: Sigara içen anne babanın çocuklarına “Sigara içmeyin evladım çünkü zararlı demesi” ne kadar inandırıcı olabilir?  Bu gerçekten tezat bir durumdur. Peki, neler yapabilirsiniz? Bunun en iyi cevabı çocuklarınızla verimli zaman geçirmek ve onlarla oyunlar oynamaktır. Tabi ki anne ve babalar kendinize zaman ayırın fakat kendinize zaman yaratmak için ya da çocuğunuz ağlamasın diye çocuğunuzun eline akıllı telefon ve tabletleri vermeyin. Bu kendi elinizde çocuğunuzu zehirlemek gibi bir durumdur.

Bazı okuyucularımdan şunu duyabiliyorum: “Ama hocam dünya ve çağ değişti”. Evet, buna katılıyorum fakat gerçeklerde bilim tarafından ortaya konulmaktadır. Bu yüzden lütfen, erken yaşlarda çocuklarınızı uzun ekran sürelerine maruz bırakmayın ve özellikle çocukluk döneminde çocuğun kazanacağı becerileri (problem çözme, işbirliği, eleştirisel düşünme vb.) daha teknolojisiz ortamlarda, kreşlerde, arkadaşları ve evde sizinle zaman geçirerek elde etmesini sağlayın. Evde çocuğunuzla ilgilenirken ve zaman geçirirken güzel müzikler açın.

Son olarak Mustafa Kemal Atatürk “Batının yeniliklerini alın” sözüyle kültürümüzü kaybetmeden batının çalışmasını, eğitim sistemini, medeniyeti ve gelişimini dile getirdiği bilinen bir öğretidir. Fakat bazıları bunu anlamayıp neredeyse raydan çıkmış durumdadır. İzninizle bunun gibi bir cümlede ben kurmak istiyorum. Ben de size diyorum ki teknoloji, bireyler ve ülkeler için ekonomi ve gelişim açısından önemli fakat ne zaman (yaş dönemi ve gün içerisinde zaman vb.), nasıl kullanılacağı (yöntem, materyal, uygulama vb.), ne kadar kullanılacağı(günde, haftada vb.) ve nerede kullanılacağı (ev, okul, kurs) çok önemlidir.  Yoksa teknolojinin yanlış kullanımı, çocuklarınızın sağlığını şimdi veya ileriki dönemlerde olumsuz etkileyebilir ve “sağlık olsun” dediğinizde geç kalmış olabilirsiniz.

İyilik ve güzellikle.

Doç.Dr. Deniz Mertkan GEZGİNDiğer Yazıları
Trakya Üniversitesi
BENZER KONULAR
reklam
reklam