İçinde bulunduğumuz Dünya, evrende yokluğu fark edilmeyecek kadar küçük bir yer kaplamaktadır.

İnsanoğlunun anlayabildiği evren, tüm evrenin %6 lık bir kısmını oluşturduğu tahmin edilmektedir. İnsanoğlunun keşfedebildiği evrende 400 milyardan fazla galaksi bulunması ve 101088 yıldızın bulunduğu tahmin edilmektedir.

Evrenin kütlesinin sadece % 4 lük bir kısmı insanları, yıldızları ve gezegenleri oluşturan atomlardan meydana gelmektedir. İnsanlarda bu kütlenin sadece yarısını görebilmiş durumdadır. Evrenin % 23 ünü karanlık madde oluşturmaktadır. Karanlık maddenin varlığını sadece gözlemleyebildiğimiz gezegenler üzerinde oluşturduğu çekim gücü sayesinde varsayımlar oluşturarak hesaplayabiliyoruz. % 73 ünü ise karanlık enerjinin oluşturduğu varsayılmaktadır. 1998 yılında keşfedilen bu enerjinin tüm uzayı doldurduğu varsayılmaktadır.

Birde “Big Bang” Teorisine göre evrenin büyük patlama sonrası genişlemeye başlaması ve bu genişlemenin milyarlarca yıldan beri devam ettiği bilinmektedir. Bu genişlemenin ne kadar süreceği ise bilinmemektedir. Evet, evren hala genişlemektedir.
Ufacık evimizde bile pek çok sırrımız varken, aklımızın alamayacağı kadar sonsuz büyüklükte olan bir evrenin sırları sizce yok mudur?
Simyacıların bulmaya çalıştığı ölümsüzlük iksirini herkes biliyor. Ölümsüzlük iksiri olmasa da Einstein’ın İkizler Paradoksu bize zamanı yavaşlatabileceğimizi anlatmaktadır.

İKİZLER PARADOKSU
Einstein, 1905 yılında ortaya attığı rölativite teorisi ile uzayın, uzay-zaman adlı dört boyutlu bir dokuya sahip olduğunu ve garip bir biçimde kütle veya hız arttırıldığında hem uzayın, hem de zamanın büküldüğünü ve bu bükülmelerin de çekime neden olduğunu bizlere anlattı.

Zamanın bükülmesinden kaynaklanan çekim kuvveti büyük kütleli cisimler söz konusu olduğunda etkili oluyor ancak atom altı parçacıklarda ise işlemiyor.

Albert Einstein’ın ortaya attığı Görelelik Teorisi’ne göre ışık hızı evrensel hızdır ve mesafe ve zaman mutlak değil, kişinin hareketinden etkilenmektedir. Hareket halindeki bir saat her zaman hareketsiz bir saatten daha yavaş çalışır görünür. Çünkü zaman, cismin hareketi ile doğru orantılıdır.

Einstein bu durumu açıklamak için bir düşünce deneyi yapmıştır. “İkizler Paradoksu” denilen bu deney, genç kalma olayı olarak ta bilinir. İkiz kardeşler 30. yaş günlerini kutladıktan sonra birisi uzay gemisine bindirilip 5 ışık yılı uzaktaki bir gezegene V=0,99c (c=Işık Hızı) hızı ile götürülüp, orada beklemeden geri getirilmiş olsun.

Dünya üzerindeki ikizin saatine göre bu gezi yaklaşık 10 yıl sürer. Tekrar buluştuklarında ikisinin de 40 yaşında olması beklenir fakat uzaya giden ikiz zamanın yavaşlamasından yararlanacağından, kendi saatinde daha genç kalmıştır.

Bu gezi süresince uzaydan gelen ikiz hesaplamalar sonucunda sadece 1,4 yıl yaşlanmış olur. Dünyadaki ikiz 40 yaşına geldiğinde, uzaydan gelen ikiz sadece 31,4 yaşındadır. Yani aralarında 8,4 yıllık bir fark olacaktır.

İkizlerden Dünya’da kalan, uzaya gidenin ablası ya da abisi olacaktır.
Apollo 11 uzay gemisinin dünyadan çıkış hızı yaklaşık 40000 km/h tir. Bu geminin dünyaya indiği zaman astronotlarının saatlerinin daha geride olması ikizler paradoksunu destekler niteliktedir.

İkizler paradoksunu anlamak için öncelikle Einstein’ın 1911 yılında yazdığı şu satırlara göz atalım:
“Bir kutunun içine canlı bir organizma yerleştirmişsek… Öyle bir ayarlama yapılabilir ki, keyfi derecede uzun bir yolculuktan sonra organizma neredeyse hiç değişmemiş bir şekilde başlangıç yerine geri dönebilir. Ancak bu sırada başlangıç noktasında duran organizmalardan yeni nesiller üremiş olacaktır. Eğer yolculuk neredeyse ışık hızıyla yapılmışsa, hareket eden organizma için tüm yolculuk çok kısa sürecektir.”


NASA TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN DENEY:

27 Mart’ta fırlatılan Soyuz uzay kapsülü ile NASA’nın ikizler deneyi de başlamış oldu.  Kazakistan’dan gönderilen Kapsül, 2 Rus kozmonotun yanı sıra ABD’li Scott Kelly’i Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıyacak ve Scott Kelly 1 yıl orada yaşayacak.  Scott Kelly’nin tek yumurta ikizi olan ikiz kardeşi Mark ise Dünya’da kalacak.
Deneyde amaç uzun süreli uzay yolculuklarının insan vücudu ve zihinsel yetenekleri üzerindeki etkilerini daha ayrıntılı gözlemleyebilmek. Aynı DNA şifrelerine sahip iki kardeşler arasında bu farklılıkları gözlemlemek için 10 farklı deney tasarlandı.
Her ikisi de NASA için çalışan Kelly biraderlerden Scott, bir yıllığına Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşamaya gitmiş, o esnada kardeşi Mark’a da bir yıl görev verilmemişti. İki birader de düzenli olarak bir takım kan ve benzeri tahliller tutmuştu, Scott toplam 340 gün kalıp döndükten sonra da NASA bu verileri analiz etmeye başladı. Henüz bir dergide yayınlanmasa da ilk bulgulara da ulaşılmış vaziyette. Ve enteresan sonuçlar ortaya koyuyor.
Öncelikle şunu söyleyelim, Scott’ın yaşadığı bir takım çok enteresan değişiklikler var; ama onlara gelmeden önce şimdiye dek bulunanların hepsinin Scott dünyada tekrar vakit geçirmeye başladıkça normale döndüğünü belirtmek gerekiyor. Örneğin, Scott’ın telomerleri, yani kromozomlarından hücre bölünmesi esnasında DNA sızımını engelleyen “kapakları” uzayda bir yıl sonra daha büyümüş. Çok kaba bir tabirle, Scott’ın yaşlanma hızı azalmış; ancak Dünya’ya döndükten sonra normale dönmesi de pek vakit almamış. Daha fazla bilgi paylaşıldıkça bizde sizlerle paylaşacağız.
Yazımı Carl Sagan’ın sözleriyle bitirmek istiyorum:
“1 piksel bile olmayan bir toz zerresi üzerinde bir kenardakilerin, diğer bir kenardakilerin üzerindeki zulmünü aklınız alabiliyor mu? Kısacık ve yalandan hükümdarlıklar için, ne kadar kan akıttığımıza inanabiliyor musunuz?



Birbirimizi yemekle ne kadar büyük zaman kaybettiğimizi, bize gerçekleri gösterebilecek tek dostumuz olan bilime sarılmak konusunda ne kadar geç kaldığımızı aklınız alıyor mu?
Bir sonraki savaş ne zaman olacak? Muhtemelen çok uzakta değil. Bir sonraki gezegene ne zaman geçebileceğiz? Muhtemelen daha çok var. Burada bir tutarsızlık görebiliyor musunuz?”


HAZIRLAYAN: Uğurtan ÖZGÜN

KAYNAKLAR:
•Albert Einstein – İzafiyet Teorisi
•“NASA to Conduct Unprecedented Twin Experiment”, NASA Science News, 10 Nisan 2014
•https://www.buzzfeed.com/daves4/the-universe-is-scary?utm_term=.woA1Qdqzx#.uw1qlKBVa